|
hatiç
|
 |
« : Haziran 20, 2008, 09:06:37 ÖS » |
|
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde; “Medenî hak ve yükümlülükleri ya da hakkında herhangi bir suçlama karara bağlanırken herkesin, yasayla kurulmuş bağımsız ve yansız bir mahkeme tarafından makul süre içinde doğru, güvenli ve açık yargılanma hakkı vardır” denilmektedir. T.C.Anayasasının 36. 37. 138. 139. ve 141.maddelerindeki hükümlerin birlikte ele alınıp değerlendirilmesi sonucunda bunların “Adil yargılanma hakkına hizmet eden” hükümler olarak değerlendirilmesi mümkün olabilir. Adil yargılanma hakkından söz edebilmek için; a- Kişinin güvenceli ve bağımsız mahkemelerde doğru yargılanması (yargılamanın hukukun genel ilkelerine uygun olarak başlatılmış, yürütülmüş ve bitirilmiş olması) gerekir. b- Yargılamanın açık olması (AİHS. Md.6) ve c- Kararların gerekçeli olması (Anayasa Md.141) gerekir. Hukukun temel ilkeleri dikkate alındığında İstiklâl mahkemeleri, yassıada mahkemesi, sıkıyönetim mahkemeleri, Yüksek Askerî Şûra Kararları adil yargılama açısından tartışılabilir.
4. İşkencenin Yasaklanması: İşkence yasağının Anayasa ve kanunlarca güvence altına alınması gerekir. İnsan Hakları Evrensel bildirgesi (Madde 5); 1876 Kanun-i Esasî, 1924, 1961 ve 1982 T.C. Anayasaları işkenceyi yasaklamıştır. olmuştur. İşkence devlet düzeninin temelden inkâr edilmesi anlamına gelir. Birçok raporda bedene yapılan uygulamalar yanında hükümlüyü bütün gün tek ayak üzerinde durdurma, hükümlüye tuz yedirme, şiir okutma, marş söyletme de işkence kapsamında değerlendirilmektedir. Avrupa işkenceyi önleme sözleşmesinin 3.maddesinde; “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı veya küçültücü ceza veya muameleye tabi tutulmayacaktır” denilmektedir. Bu amacı gerçekleştirmek için 1.madde ile “Avrupa işkenceyi önleme komitesi” kurulmuştur. Ülkelere ziyaretler yaparak rapor düzenler. Bir devlet eğer kendini milletlerarası denetime tabi kılarsa, sistemini bu denetimin istediği doğrultuda değiştirmek zorundadır. Bunu yapmazsa her seferinde bir mahkeme kararı ile mahkûm olur, prestij kaybına uğrar. Sözleşmenin 1.maddesinde özet olarak: “İŞKENCE, sanığa herhangi bir sebeple uygulanan fizikî veya manevî ağır acı ve ızdırap veren bir fiil” anlamına gelir. Sözleşmenin 3.maddesinin yorumunda kullanılan ölçütler şöyledir: 1- “Yerel inançlar ya da ülkedeki genel kanı” gibi tehlikeli savlar işkenceye sebep gösterilemez. 2- Zor ve krizli dönemlerde bile işkence yapılamaz. 3- Aykırı eylemlerin (işkencenin) tekrarı ve resmî hoşgörü o ülkede işkenceyi kanıtlayan kriterlerdir.
Montesquieu’nun dediği gibi, bir ülkede iyi yasaların mevcut olup olmadığına değil, bunların uygulanıp uygulanmadığına bakılmalıdır. İyi yasaları her yerde bulmak mümkündür. Hiçbir yönetimin, insan haklarını toplumun üyesi olan bireylerin elinden almaya hakkı olmamalıdır. Demokrasilerde bireylerin, başkalarının hak ve özgürlüklerinin de en az kendilerininki kadar kutsal ve dokunulmaz olduğunun sorumluluğunda olmaları gerekir.
|