|
hatiç
|
 |
« : Haziran 20, 2008, 09:09:35 ÖS » |
|
Eşitlik, herkese eşit fırsatlar tanınması, özel ayrıcalıkların olmaması demektir. Ancak insanlar kapasite, yetenek, ihtiyaç ve arzularında aynı olmayacaklarından davranışta aynılık mümkün değildir. Buradaki seviyelendirme olgusu, yurttaşlık hakkını inkâra vardırılmamalıdır.
Demokratik bir devlet, yurttaşlarının mutluluğa eşit olarak hakları olduğunu kabul eder. Toplumdaki farklılıklar mantıken açıklanabilir olmalıdır, genel refah için gerekli olmalıdır. Genel refah, güçlünün olduğu kadar zayıfın da refahını kapsar.
Özel garantilerin ve imtiyazların bulunduğu yerde eşitlik asla var olamaz. Eşitsizlik, kısıtlı sayıda olanların idaresine zemin hazırlar. Kamu Yararının ölçüsü, kısıtlı sayıda olanların tatmin edilmesi haline dönüşür.
Eşitlik talebi, adaletsizliğe, mevcut durağan eşitsiz yapıya, hukuka aykırı ayrıcalıklara, rasgele üstünlüklere karşı mücadele anlamına gelir.
Eşitlik düşüncesi insanlar arasında zenginlik, soyunun saflığı, dini durumu vb. nedenlerle yaratılan ayırımların, insanların statülerini belirlemede ölçü olarak kullanılmasına tepki olarak doğmuştur. Eşitlik talebi, gücünün ve kapsamının doruğuna demokratik bir toplumda ulaşır.
Kanun önünde eşitlik, eşit olanlar arasında kanunun da eşit olması ve eşit olarak uygulanması ve benzer olanların benzer muameleye tabi olmaları gerektiği demektir. Buradaki düşünce doğum, ırk veya benzeri nedenlerle özel ayrıcalıklara izin vermez. Burada önemli olan, adalet eşitliğinin devlet içinde olmasıdır. Yani tüm insanlar, kanunun eşit himayesine / korunmasına ve kanun önünde eşitlik hakkına sahip olmalarıdır. Başka deyişle,
- Bir yurttaşın insan olarak varlılığının, dini, toplumsal ve resmî mevkii veya doğum yeri ya da memleketinden bağımsız olması, - Tüm yurttaşların ülkenin genel kanunlarına eşit olarak tabi olmalarıdır.
Memurların uygulamada ayrımcılık yapmasına izin veren bir kanun, ayrımcılığı öngören bir kanun kadar tehlikelidir. Eğer memur, faaliyetlerinde hukuka aykırı veya keyfi davranırsa kanunlara karşı hale gelir. Bunun anlamı, bu uygulamalardan zarar gören kişinin kanun önünde eşitlik veya kanun tarafından eşit olarak himaye edilme hakkını inkar etmek demektir.
|