|
hatiç
|
 |
« : Haziran 20, 2008, 09:02:39 ÖS » |
|
Eğitim hakkı, temel insan haklarından biridir. Temel haklar, “belli bir uygarlık düzeyine ulaşmış bir toplunda, kişilerin maddî ve manevî varlıklarını koruyabilmeleri için devlete ve başka kişilere karşı sahip olmaları gereken (vazgeçilmez, devredilmez) asgari haklar” olarak tanımlanır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının eğitimi, anayasa güvencesi altındadır (Md.42). BM İnsan Hakları Evrensel Bildirisi”ne göre “Yüksek öğretim, yeteneklerine göre herkese açıktır (Md.26).” Millî Eğitim Temel Kanunu’na göre “Temel eğitim kurumlarından sonraki eğitim kurumlarından vatandaşlar ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde yararlanırlar (Md.7).”, “Eğitimde kadın, erkek herkese fırsat ve imkân eşitliği sağlanır
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre “yüksek öğrenim yeteneğe göre herkese eşit olarak sağlanır ” 1 Nolu Ek Protokolün 2.maddesine göre, “kimse eğitim hakkından mahrum edilemez.” Yüksek Öğretim Kanunu’na göre “Yüksek öğretimde imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak önlemler alınır.” Yüksek öğretimde eğitim için yeteneğin dışında kriter koymak ve subjektif korkulara dayanarak engellemek eğitim hakkının ihlâli niteliğindedir. Hiçbir kanunda yasak olmayan hakkı, anayasal endişelerle değil, çağdaş estetik endişelerle yasak saymak hukukla bağdaşmaz. Sosyal devlet anlayışının gereği, Devletler eğitim hizmeti sunmayı görev olarak kabul etmiş, fakat bu hizmetin nasıl sunulacağı, muhtevası ve hedefleri tartışılmaya devam etmektedir. Baskıcı toplumlarda, devletler eğitimi iyi vatandaş yetiştirme (tek tipleştirme) yönünde önemli bir araç olarak görmüşler ve bu anlayış halâ devam etmektedir. Demokrasilerde, ağırlıkla iyi vatandaş yetiştirme hedefleri yerine, daha bireyci, özgür, evrensel iyi insanı ve peşinden uzman insanı yetiştirmeyi hedefleyen sistemler ağırlık kazanmıştır. Özellikle ferdin değerlerini gözeten, aile ve ferdin taleplerini göz önüne alan müfredat programları ön plana çıkmaktadır
|