Yeni öğrenme yaklaşımlarında, sadece eğitim programlarının öğretmenin rolünün değişmesi değil, öğrenenin rolünün de değişmesi söz konusudur. Önceden öğrenci, öğretmenin veya ders kitabının sunduğu bilgileri pasif bir biçimde almaktaydı. Yapılandırmacı yaklaşım, bireylerin başkalarıyla işbirliği yaparak kendi yapılandırdığımız anlamlar üzere kurulmuştur. Yapılandırmacı öğrenme sürecinde öğrenen; seçici, yapıcı ve etkindir. Öğrenenler daha fazla sorumluluk üstlenir ve kendi kararlarını kendileri alırlar. Yapılandırmacı öğrenende bulunması gereken kişisel özellikler arasında; mücadeleci, meraklı, girişimci ve sabırlı olma yer alır. Öğrenme sürecinde öğrenenler meraklarıyla bağlantılı olarak araştırma yaparlar ve öğrenmeye daha çok güdülenirken, girişimcilik özellikleriyle de bilgiyi derinlemesine araştırır, inceler, analiz eder, problem çözer, eleştirel soru sorar, tartışır, yorumlar ve savunurlar.Bunun için, öğretmenlerin öğrencinin aktif olarak öğrenmesini sağlayacak koşulları sağlaması gerekmektedir.
Aktif öğrenme için şu adımlar takip edilebilir:
1. Öğrencilerin daha önceden bildiklerini, deneyimlediklerini ortaya çıkarmak veya herhangi bir tema ya da bir konu başlanacağı zaman, onun hakkında fikir yürütmeleri
2. öğretmen, öğrencilerin bildiklerini veya oluşturdukları fikirleri paylaşmalarını istemesi.
3. Sınıf, konu hakkında daha fazla bilginin nasıl elde edilebileceği hususunda teşvik edilmesi
4. Öğretmen tarafından öğrencilere, nasıl daha fazla bilgi edinebileceklerinin ve neden öyle bir yöntemin/yaklaşımın daha etkili olabileceğinin anlatılması.
5. Sınıfın, toplumsal kaynakları kullanarak veya çevrelerini keşfederek, hakkında bilgi toplayabilecekleri konu veya temalar üzerine odaklanması.
6. Ders kitabı veya diğer materyallerin bazı bilgileri bulabilmeleri için rehberlik edici araçlar olarak kullanmaları.
Aktif öğrenme süreci sonunda ortay çıkan ürünlerin değerlendirilmesi ve paylaşılması aşamalarını da içeren bir süreçtir. Öğrenciler bu aşamalarda da aktif katılım sağlayarak aktif öğrenmeyi sürdürürler. Aktif öğrenme için önemli boyutlardan birisi öğrencini duyuşsal tepkileridir. Öğrencilerin duyuşsal açıdan da hazır olmaları ve uygun özellikler sergilemeleri hedeflenmelidir.
Aktif öğrenmede yaşanan önemli sorunlardan bir tanesi, sınıfın tamamen öğretmenin kontrolünden çıkması ve öğrencilerin kendi başlarına hareket etmeye başlayarak dersin amaçsızlaşmasına neden olmasıdır. Bir diğer sorun öğretmenin öğrencilerinin öğrenme sorumluluğunu tamamen bırakması izleyici konuma geçmesidir. Burada öğretmenin unutmamsı gereken öğrencilere sağlana bu esnek ortamın öğretmenin hiçbir kontrol aracı kullanmamsı anlamına gelmediğidir. Öğretmen öğrenme ortamının yöneticisi, yol göstericisi ve rehberi olarak önemli yerini her zaman koruyacaktır. Uzak durması gereken rol ise bilgi aktarıcılığı rolü olacaktır.
Aktif öğrenme, sadece dışsal bir faaliyet değildir: içsel ve duyuşsal faaliyettir. Bulduklarını, denediklerini, gözlemlediklerini ve yaptıklarını anlayabilmenin bir parçası olan, tahmin etme, hipotez oluşturma, varsayma, sentezleme, hislerini kullanma ve hislerinin ve tepkilerinin farkında olma süreçleri bu içsel faaliyetin kapsamındadır. Aktif öğrenme, öğrenmek için öğrenciler aktif öğrenme sürecini benimsemeleri. Uzun yıllar okula giden öğrencilerin aktif öğrenci olmaları ve eski alışkanlıklarını yenmeleri zaman alacaktır. Tüm bu öğrenilmiş alışkanların “bozulup”, yeni davranışları yeniden öğrenmeleri gerekecektir. Aynı zamanda, birinci sınıfa yeni başlayan öğrencilerin düzen bozan değil de, aktif öğrenci olmayı öğrenmeleri de zaman alacaktır. Öğretmenin, kuralları net bir biçimde açıklaması gerekmektedir ve sınıfa, ilk önce idare edebilecekleri sorumlulukları vermelidir. Öğretmen, sınıfa sorumluluklarını açıkça anlatmalı ve sorumluluklarını tam olarak alamayan öğrencilere destek vererek, yavaş yavaş, zaman içinde sorumlulukları artırıp, kapsamını arttırmalıdır. Başlangıçta kısıtlı bir sorumluluk verilmeli, mesela, küçük bir ekip çalışmasının nasıl yapılabileceklerinin kararlarını alma veya onlara seçenekler vererek, bir şeyi nasıl sunacakları konusunda karar almalarını istemek gibi. Dokuz veya on yılın sonunda, okul kapsamında bu yaklaşım kullanıldığında, sınıflar kendi ders programlarını ve haftalık çalışma planlarını oluşturabilirler. Aktif öğrenim başarılı bir biçimde yönetilirse, öğrenciler geçmiştekinden daha iyi öğreneceklerdir, daha kapsamlı sosyal, iletişim ve düşünce becerilerine sahip olacaklardır ve öğrenmek zevkli haline gelecektir.
Eğitim kalitesi, büyük ölçüde öğretmenlerin kalitesine bağlıdır. “İyi bir öğretmen olmak” ne anlama gelir? İyi bir öğretmenin hangi özellikleri olmalıdır? İlk önce, bir öğretmenin konu bilgisi iyi olmalıdır. Ancak bu yeterli değildir. Öğretmen, öğrencilerine bu bilgileri yapılandırıcı bir biçimde aktarabilmelidir. Bunu yapabilmek için, eğitim bilimleri alanında etraflı bilgi, yöntem becerileri ve organizasyon yapabilme yetenekleri olması gerekir. Bunların yanı sıra, öğretmenin çalışmaları sırasında, öğrenciler ile etkileşim ve meslektaşları ile işbirliği içinde olması çok önemlidir. Bunlar kadar önemli olan ve öğretmenlerin gündemlerinde bulunan, veliler ve farklı kurum ve kuruşlar ile görüşmelerdir. Bir öğretmenin mesleki çalışmaları, birçok alanı kapsar.
Ancak, ele alınacak konular ne kadar karmaşık olursa olsun, etkinlik alanı ne kadar geniş olursa olsun, öğretmen yeterliklerin mümkün olduğunca açık ve net bir biçimde tanımlanması gerekir. Şüphesiz ki, bir öğretmenin yetkin ve yeterlikli olması gerekmektedir. Mesleki yeterlik olmadan, bir öğretmen sorumluluklarını tam anlamıyla yerine getiremez.
Geleneksel ve yapılandırmacı olarak sınıflandırıldığında; geleneksel öğretim uygulamalarını uygulayan öğretmen eğitimciler, daha çok, anlatım yöntemine yer vermekte; yapılandırmacı düşüncelerle daha aktif yöntemleri kullananlar ise, tartışma, uygulamalı etkinlikler ya da işbirlikli öğrenme stratejilerini kullanmaktadırlar. Öğretmen eğitimciler, geleneksel değerlendirme yaklaşımı olarak, çoktan seçmeli testleri kullanırlarken yapılandırmacı değerlendirmeyi benimseyenler, performansa dayalı değerlendirme ve ölçüte dayalı değerlendirmeler söz konusudur. Yapılandırmacı değerlendirmede, sonuçların doğru olaylara dayanmasına mantıklı ve savunulabilir olmasına bakılır. Öğretmen, öğrenenle birlikte değerlendirilir. Görüldüğü gibi yapılandırmacı öğretmen eğitimcilerin rolleri de geleneksel rollerden farklılaşmıştır. Bu roller; işbirlikçi, yansıtıcı, katılımcı ve disiplinler arası özellikler taşır. Bunlar demokratik öğretmen eğitim programlarının da gerekleridir.
Yapılandırmacı eğitim ortamlarında öğretmen, geleneksel öğretimde alışılan sınıfta disiplin sağlayıcılık, bilgi aktarıcılık rollerini bir yana bırakarak, öğrenmeyi kolaylaştırıcı bir birey ve gereksinme anında öğrencilere rehberlik eden bir danışman, hedeflere öğrencileri odaklayan bir lider, bir çalıştırıcı koç rolünü üstlenir. Sınıfta iletişimi ve işbirliğini kolaylaştırıcı tutum ve davranışlar sergiler. Yapılandırmacı yaklaşımda öğretmen şu özellikleri taşımalıdır :
1. Öğrenci katılımını teşvik eder.
2. Öğretmen, öğrencilerin bakış açısına göre bilgiyi değişik şekillerde oluşturabilir.
3. Etkileşimli fiziksel materyaller ile birlikte ham ve birincil kaynakları kullanır.
4. Öğrencilerin başlangıçtaki düşüncelerini araştırır.
5. Öğrencilerin, başlangıçtaki varsayımlarla ilgili olarak benzerlik ve farklılıkları tartışmalarına fırsat verir.
6. Temel kaynakları, etkileşimli materyallerle ve verilerle birlikte kullanır.
7. Günlük yaşam problemlerinin çözümünde bilginin araştırılması görevini öğrenenlere verir.
8. Sınıfta analiz, tahmin ve yaratıcılık gibi özelliklere vurgu yapar.
9. Öğrencilerin tepki, deneyim, düşünce ve ilgilerinin dersleri yönlendirmesine, öğretim stratejilerini ve içeriği değiştirmesine izin verir.
10. Öğrencilerle ön koşul kavramları paylaşmadan önce her öğrencinin kavramı doğru olarak algılayıp algılamadığını sorgular.
11. Keşfetmeye dönük farklı etkinlik ve düşüncelerini destekler.
12. Sınıf içinde öğrencinin kendini ifade etmesine fırsat verir.
13. Öğrenenleri değerlendirmede günlük sınıf çalışmalarına önem verir.
14. Öğrencileri, hem kendi aralarında hem de kendisiyle iletişimde bulunmaya teşvik eder.
15. Öğrencileri, birbirlerine anlamlı sorular sormaya teşvik eder.
16. Soru sorduktan sonra öğrenciye zaman tanır.
17. Öğrencilerin metafor yaratması ve aralarında ilişki kurmalarına fırsat verir.
18. Öğrencilerinin öne sürdükleri fikirleri destekler
19. Öğrencilere ödev verirken sınıflandırma, analiz, tahmin ve yaratıcılık gibi bilişsel kavramlara yer verirler.