Eğitim yönetimi, kamu yönetiminin bir alt disiplini olarak kabul edilmektedir. Eğitim ve okul yöneticisi yönetim bilimine vakıf olmalıdır. Eğitimi bilmeyen bir yönetim bilimcinin iyi bir eğitim yöneticisi olması düşünülemez. Dolayısıyla çıkış noktası eğitim ve öğretim alanı olan, yani eğitimcilik olan bir eğitim yönetimi ve yöneticiliğinin daha verimli ve başarılı olabileceği gerçeği kabul edilmelidir. Türk milli eğitim sisteminde okul yöneticiliği “meslekte esas olan öğretmenliktir.” yargısı çerçevesinde ele alına gelmektedir. Yani yönetici olarak atanabilmek için yöneticilik ile ilgili bir programı bitirmeye dayalı olmaksızın öğretmen olarak görev yapmış olmak yeterli görülmektedir. Eğitim yöneticiliğinin özel bir uzmanlık alanı olması gerektiği 1962 yılında hükümetin hazırladığı Mehtap (Merkezi Hükümet Teşkilatı Araştırma Projesi) raporunda ve yine aynı yıl toplanan Milli Eğitim Şurasında dile getirilmiştir Uzmanlığa yabancılığı ve uzmanlık hizmetlerini benimsemede güçlük çekmesi nedeniyle, Millî Eğitim Bakanlığının, öğretmenin her görevi yapabileceğini, meslekte esasın öğretmenlik olduğu görüşünü benimsemesi, görevlendirmede yeterliğin yerine yetkilendirmeyi koyma sonucunu doğurmuştur. Böylece çoğu kez, o görevi yerine getirip getiremeyeceğine bakılmaksızın, atamayla verilen yetki, yeterliği sağlayamamış, görevler amaçlar doğrultusunda yerine getirilmediğinden yakınmalar ve sorunlar çoğalmış, sistem amaçlarına ulaşmakta yetersiz kalmıştır. Bir araştırma sonucuna göre, bakanlık müfettişlerinden % 92’sinin yöneticilik öğrenimi almadığı, yalnızca % 2’sinin uzmanlık eğitimi gördüğü belirlenmiştir. Üstelik bu müfettişler, daha önce yöneticilik görevlerinde bulunmuş kimselerdir. Uzmanlık eğitiminin, bir eğitim örgütünün en üst basamaklarında bu derece göz ardı edilmesi düşündürücüdür.
Ülkemizde maalesef ilköğretimden yükseköğretime birçok kişinin belirli makamlara yönetimle ilgili kayda değer bir hazırlık ve donanım sahibi olmadan geldikleri görülmektedir. Yöneticilik, öncesinde hazırlanmak bir tarafa adeta yöneticilik yaparken öğrenilmektedir. Bu tür bir yöneticilik, birikime dayalı olarak değil de ancak deneme yanılma yöntemiyle gerçekleştirilebilir. Hangi kademede olursa olsun yönetici olmak için yöneticilikle ilgili belirli bir akademik alt yapıya sahip olmak zorunluluk veya en azından temel bir ilke haline getirilmelidir.
Eğitim yönetimi alanında ilk doktora dereceleri 1905 yılında ABD’de verilmiş olmasına rağmen; eğitimin bu dalı, 20’nci yüzyılın ikinci yarısı sonlarına doğru ileri ülkelerde tanınmış ve yerleşmiş bulunmaktadır. Nitekim, Türkiye’de de, bu dalda ilk doktora dereceleri 1970 yıllarında verilmiştir.
Okullaşma oranlarının ve öğrenci sayısının hızla yükselmesi, eğitim felsefelerindeki çağdaş gelişmeler ve kamu kaynaklarının kullanımında verimliliğin önem kazanması; sadece eğitim yöneticilerine duyulan ihtiyacı artırmakla kalmamış, onların bu makam ve göreve daha iyi hazırlanmalarını da zorunlu kılmıştır. Okul ve eğitim yöneticilerinin, yönetimin yalnız alışılagelmiş ve statik değil, dinamik boyutunda da bilgili ve becerili olmaları aranır olmuştur. Örgüt yapısının temel öğeleri, insan ilişkilerinin değişik biçimleri, lider davranışının özellikleri, rasyonel karar sürecinin aşamaları ve kamu ekonomisi gibi alanlardaki yeterlikler; eğitim ve okul yöneticilerinde aranan vasıflar arasında yer almaya başlamıştır.
On birinci Millî Eğitim Şûrası’nda, eğitim yöneticisi; “değişik sistem, kurum ve kademelerde eğitim hizmetlerini yönetmeye yeterli olacak nitelikte, kuramsal alanda ve uygulamada yetişmiş uzman” olarak tanımlanmıştır.
Eğitim yöneticisinin görevlerinin şöyle olması gerektiği üzerinde durulmuştur:
• Eğitim yöneticisi değişik eğitim kurumlarında, okullarda, eğitim kademelerinde eğitim programlarını, öğrenci hizmetlerini, işgören hizmetlerini, bütçe işlerini, eğitim bina, araç ve gereçlerine ilişkin işleri yönetir.
• Yönettiği kurum, okul veya kademenin yönetsel ve eğitsel amaçlarını gerçekleştirmek için yönetim süreçlerini (planlama, örgütleme, eşgüdümleme, iletişim, denetleme) etkin biçimde işletir.
• Yönettiği örgütü alt sistemlerinin bir bütün olarak örgütsel amaçları gerçekleştirecek Biçimde çalışmasını sağlar.