|
hatiç
|
 |
« : Temmuz 11, 2008, 06:53:35 ÖS » |
|
(19024963), Türk ÅŸairi. Matbuat Umum Müdürü Hikmet "Nâzım Bey'in oÄŸlu, Mehmet *Nâzım PaÅŸa'nm torunu olan, Heybeliada Bahriye Mektebi'ni bitirip Hamidiye Kruvazörü'nde güverte subaylığına atanan Nâzım Hikmet (soyadı Ran'âır), vereme yakalanınca ordudan ayrılmak zorunda kaldı (1921). Vâlâ Nurettin, Yusuf Ziya Ortaç ve Faruk Nafiz Çamlıbel'le Anadolu'ya geçip, bir süre Bolu'da öğretÂmenlik yaptıktan sonra Vâlâ Nurettin'le birlikte Moskova'ya giderek toplumbilim ve iktisat öğrenimi gördü (1922-1924). Yurda dönünce Aydınlık dergisinde yazmaya baÅŸlayıp, bazı ÅŸiirlerinden ötürü gıyaben hüküm giydiÄŸini öğrenince (1925) yeniden Moskova'ya gittiyse de, 1928'de af yasasından yararlanarak yurda döndü. ÇeÅŸitli dergi ve gazetelerde çalışıp, 1932'de yeniÂden tutuklanarak dört yıl hapis cezasına çarpıldı; ama Cumhuriyet'in onuncu yıldönümü nedeniyle çıkarılan aftan yararlanarak serbest bırakıldı. AkÅŸam ve Tan gazetelerinde Orhan Selim adıyla fıkralar yayınlayıp, film stüdyolarında çalışırken, Harb Okulu'nda yapılan bir aramada bulunan kitapları dolayısıyla Öğrencilerle iliÅŸki kurduÄŸu, ayrıca orduyu "isyana kışkırttığı" suçlaÂmasıyla bir kez daha tutuklanıp (1938) iki ayrı mahkeÂmede toplam 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarpıldı. İstanbul, Çankırı,' Bursa cezaevlerinde yatıp, Ahmet Emin Yalman'ın baÅŸlattığı ve bilim, sanat adamları ile bazı siyasetçilerin destekledikleri kampanya sonucunda 1950 Af Yasası'nın kapsamına alınarak serbest bira-kıldı. Geçimini senaryo yazarlığıyla saÄŸlarken, saÄŸlam raporu verilerek askere alınması kesinleÅŸince (1951), yaÅŸamını tehlikede görerek BoÄŸaz'dan geçen bir Romen gemisiyle yurt dışına kaçtı ve SSCB'ye gitti. Aynı yıl Türk vatandaÅŸlığından çıkarılıp, Polonya uyruÄŸuna (çerek, ölünceye kadar yurt özlemi içinde yurt dışında ışadı ve Moskova'da öldü. 1918'de Mehmet Nâzım imzasıyla Yeni mecmua'da lyınladığı bir ÅŸiirle edebiyata giren, 1920'de Alemdar ızetesinin açtığı ÅŸiir yarışmasında birincilik kazanan âzım Hikmet, önceleri vezinli, kafiyeli ÅŸiirler yaza'r-â– n, sonradan gerek biçim, gerek öz bakımından yep-;ni özellikler taşıyan bir ÅŸiire yonelmiÅŸse de, divan ve ilk ÅŸiirlerinin kendisine ters düşmeyen öğelerinden de ırarlanmış, toplumcu-gerçekçi sanat anlayışının inya ölçeÄŸinde en baÅŸarılı örneklerini vererek, hem indinden sonraki kuÅŸağı, hem de 1960'tan sonraki ÅŸiiri kilemiÅŸ, yapıtları pek çok dile çevrilmiÅŸtir. BaÅŸlıca ıpıtları arasında 835 Satır (ÅŸiirler, 1929), Jokond ile ya-U(ÅŸnr\er,1929),SesiniKaybeden Åžehir(ÅŸiir\eY,\93\), ece Gelen Telgraf"(ÅŸiirler, 1932), Kafatası (oyun, 1932), iranta Babu'ya Mektuplar (ÅŸiirler, 1935),. Simavna adisi Åžeyh Bedrettin Destanı (ÅŸiirler, 1936), KurtuluÅŸ ıvaşı Destanı (1965), Kan KonuÅŸmaz (roman, 1965), lek (oyun, 1965), Dört Hapishaneden (ÅŸiirler, 1966), zÅŸamak Güzel Åžey Be KardeÅŸim (roman, 1967), Memle-•timden însan Manzaraları (ÅŸiirler, 1967), Kemal zhir'e Mahpusaneden Mektuplar (mektuplar, 1968), ÄŸlum, Canım Evlâdım, Mehmedim (mektuplar, 1968), m Åžiirleri (ÅŸiirler, 1970), vb. sayılabilir.
|