|
yasemin01
|
 |
« : Temmuz 19, 2008, 01:53:06 ÖS » |
|
Yaşamın başlangıcından bu yana canlı organizmaların geçirmekte oldukları değişme süreci. Doğal Ayıklama yoluyla evrim teorisinin ilk kez Charles Dar-win tarafından öne sürüldüğü kabul edilir. Darwin H.M.S. Beagle adlı gemiyle dünya çevresinde dolaşırken edindiği gözlemleri ve Malthus'un nüfus kuramına ait öğeleri, Lyell'in Tekdüze-cilik doktrininin görüş açısında ele almıştır. Sözkonusu teori, daha sonraları Danvin'den habersiz ve bağımsız olarak A.R. VValIace tarafından da ortaya atılmıştır. Edinsel Özellikler 'in kalıtımla soya geçmesi şeklindeki diğer evrim teorileri, daha önce E. Darwin ve Lamarck tarafından ileri sürülmüştü. 'Danvin doğal ayıklamanın işleyişini şu üç gözleme dayanarak savunuyordu. 1. Hayvanlar ve bitkiler, türlerini devam ettirmek için gereken sayıdan çok daha fazla yavru yapıyorlardı. 2. Herhangi bir doğal canlı topluluğunun sayısı, çok uzun zaman hemen hemen hiç değişmiyordu. 3. Bir soyun üyelerinde çeşitlilikler, yani birbirinden farklı Özellikler vardı. Bu gözlemlerden ilk ikisinden Darwin, canlılardakî ölüm sayısının çok yüksek olduğu sonucunu çıkarmıştı. Üçüncüsünden ise, bazı belirli koşullar altında1 bazı çeşitlerin Ötekilere oranla daha yüksek bir yaşama şansı olduğu sonucuna vardı. Tanımlamak gerekirse hayatta kalmayı, varlıklarını sürdürmeyi başaran türler, egemen çevre koşullarına en iyi uyabilenlerdi. Çevrede meydana gelecek herhangi bir değişiklik, canlı toplumunda yeni bazı belirli çeşitlerin ortaya çıkmasını ve bunların giderek üstün duruma geçmesini sağlıyordu. Danvin teorisindeki eksik nokta, kalıtımla geçebilme özelliğini taşıyan değişikliklerin ne gibi bir mekanizmayla meydana geldiğidir. Darvvin'in tanışmadığı bir çağdaşı, G. Mendel kalıtım biliminin ilkelerini sergilemiş ve kalıtımla geçen özelliklerin ayrı tanecikler tarafından denetlendiğini göstermiştir. Biz günümüzde bu taneciklerin. Kromozomlar üzerinde taşman Genler olduklarım biliyoruz. Mendel'in' türleri, Genlerde Yeniden Düzenleniş ve Mütasyonffc&zj sonucu meydana gelmekteydi. Doğal ayıklama, değişen çevre koşullarına uyamayanların ortadan kalkmasını, ya ölen birey sayısını arttırarak, ya da bu çeşit bireylerin çoğalmamasını engelleyerek sağlamaktadır. Acaba doğal ayıklama, yeni bir karakterin ortaya çıkmasını nasıl sağlayabilmektedir? Bu bilmecenin anahtarı, normal bir çevrede bireye üstünlük kazandıran bir özelliğin, çevre koşullan değiştiği taktirde bu kez birey için bir sakınca oluşturmasıdır. Yani çeşitlilik sonucu meydana gelen yeni bireylerden, değişen çevre koşullarına en iyi uyum sağlayabilenler varlıklarım sürdürebilmekte ve giderek egemen duruma geçmektedir. Günümüzde sürüp gitmekte olan doğal ayıklamayla ilgili güzel bir örnek, Kuzey Amerika serçeleri üzerinde son yapılan araştırmalar sırasında göze çarpmıştır. Bu araştırmada çok sayıda serçe yakalanmış ve bunların, çeşitli özellikleri kaydedilmiştir.Böylece «Normal» bir serçenin özellikleri tam anlamıyla tanımlanmıştır. Daha sonra, özellikle şiddetli geçen bir kış mevsiminde koşullara dayanamayıp ölen çok sayıda serçe toplanmıştır, ölü serçelerin, birçok bakımdan «normal» serçe özelliklerini taşımadıkları ortaya çıkmıştır. Burada doğal ayıklama mekanizması çalışmış ve Kuzey Amerika'daki çevre koşullarına uyabilen serçeler yaşamlarım sürdürebilmişlerdir. Günümüzde evrim olayının kanıtları çok sayıdadır ve biyolojinin birçok dalında ortaya çıkmaktadır, örneğin bir insanın kolu, bir atın ön bacağı, bir yarasanın kanadı ve bir fok balığının yüzgeci arasında karşılaştırmalı bir anatomik inceleme yapıldığında, yüzeyel olarak birbirlerinden farklı görünümlerde olan bu organların iç yapılarının, birbirine son derece benzediği görülmekte ve gerçekte tümünün de ortak bir atadan geldiği anlaşılmaktadır. Bunun gibi memelilerle kuşların dölüt (fetus)'le-rinin incelenmesi, bazı dönemlerde bunları birbirinden ayırmanın gerçekten olanaksız olduğu, böylece «ortak bir ata» kavramının, geçerliliğini burada koruduğu görüşüne yol açmaktadır. Yine insanlardaki kör -barsak ya da devekuşundaki kanatlar, bu yaratıklar için gerekli organlar değildir. Ancak otoburiar ve uçan kuşlar gibi bunlarla yakından akraba olan canlı türlerinde son derece Önemli işlevleri vardır. Yani görüldüğü kadarıyla bu hayvanlar, eski bir «ortak ata»dan değişik şekillerde türemişlerdir. Bitkilerin ve hayvanların tür, cins, familya gibi basamaklar şeklinde sınıflandırılması (Taksonomi), ortak atalardan kaynaklanan evrim olayının beklenen bir yansımasıdır. Bitkilerle hayvanların coğrafi dağılımları da evrim açısından önem taşıyan birçok gerçeği sergilemektedir. Örneğin tapir dediğimiz hayvan bugün yerkürenin birbirinden ayrı başlıca iki bölgesinde, Doğu Hint Adaları ile Güney Amerika' da bulunmaktadır. Ancak her iki yerde bulunan tapirlerin de çok eskiden tek bir merkezde bulundukları, daha sonra çeşitli yerlere göçerlikleri ve çevre koşullan değiştiğinde bu yerlerden çoğunda ortadan kalktıkları kesin gibidir. Nitekim bugün tapirlerin yaşamadığı Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika gibi yerlerde de tapir fosilleri bulunmaktadır. Genellikle fosiller, evrim olayı için son derece önemli olan kanıtlar sağlar.
|