|
yasemin01
|
 |
« : Temmuz 23, 2008, 12:00:28 ÖS » |
|
İnsan gözünün duyarlı olduğu ya-TU görebildiği Elektromanyetik Radyasyon bkz.). Işık ışınımlarının dalga boylan 400 nm, ile 770 um, arasında değişir. Buna Söre ışık, elektromanyetik dalgalar tayfında çok dar bir alanı kaplar. Göz duyarlı olduğu sınırlar içindeki değişik dalga boy-1 arım değişik renkler olarak görür {bkz. Renk). Gözün görebildiği ışınlar arasında en kısa dalga boylu olanı mor, en uzun' dalga boylusu ise kiTmızı renk olarak algılanır. Işık deyimi çoğunlukla, dalga boyları gözle görülebilen alanın sınırlarının biraz Ötesinde ve biraz berisinde olan (yani biraz daha kısa ve biraz daha uzun dalga boylu) ışınları da kapsar. Bunlardan enerjileri gözle görülen radyasyonlardan daha büyük ve de daha kısa dalga boylu olana Ultraviyole (morötesi), enerjilere daha küçük ve de dalga boyları daha uzun olanlara kızılaltı (miranı)) radyasyonlar denir. Gözler görünebilen tayi alanı içindeki tüm ışınımlar birlikte göze ulaşiTİarsa "beyaz" renkli görünürler. KaTa Cisim Radyasyonu (bkz.) buna Örnek verilebilir. Güneşin yüzeyinden çıkan ışınımlar da böyledir. Kendileri ışık yaymayan yani ışık kaynağı olmayan cisimler yansıttıkları, dağıtıp saçtıkları ya da renkli saydam maddeler örneğinde olduğu gibi içinden geçirdikleri ışınımlar yardımı ile görülebilirler. Eğer bir cisim kendisine gelen beyaz ışığa karşın bunun içinden belli bir dalga boyunu (yani rengi) geçirir ya da yansıtırsa renkli görülür, {bkz. Renk). Işığın yapısının ne olduğu konusu yüzyıllar boyu fizikçiler arasında tartışmalara yol açmıştır. İlk kez Huygens (bkz.) dalgalarda yansıma ve kırılma olaylarını gözlemiş; buna dayanarak ışığın da bir dalga ha-keti olduğunu öne sürmüştür. Buna karşın Newton (bkz.) ışığın kendisinin "kor-püskül" adım verdiği taneciklerden yapılmış olduğu düşüncesini yeğledi. Daha sonra Young (bkz.) gerçekleştirdiği Girişim (bkz.) deneyi ile ışığın dalgalardan oluştuğu görüşünü güçlendirdi. Bunu Fresnel'in (bkz.) çalışmaları izledi. Bu bilgin ışığın dalga yapısında olduğunu gösteren matematiksel bir dayanak ortaya koydu. 20. yüzyıl başında ışığın yapısının ne olduğu konusu yeniden gündeme geldi. Planck (bkz.) kara cisim radyasyonu, Einstein (bkz.) ise Fotoelektrik Etki f&fcz./yi açıklayabilmek için ışığın birbirinden ayrı kuantum {bkz. Foton) adını verdikleri enerji parçacıkları taşıdığını Öne sürdüler. Günümüz fizikçileri ışığın iki yönünü de göz önüne alırlar. Bazı optik olayları (yansıma, kırılma, girişim, kırınım, ışı-gm saçılması ve polarümış ışık) ışığın dal-ga hareketi olduğu temeline dayanarak açıklarlar. Buna karşın kara cisim radyasyonu, fotoelektrik etki ve ışık ile maöde arasında gözlenen başka türlü etkileşimleri açıklamak için ışığın kuanta (kuanrumlarj olduğunu düşünürler (Ayrıca bkz. Dalga Hareketi; Kuantum Teorisi.) Güneşten gelen ışık Dünyanın başlıca enerji kaynağıdır. Bu ışığın bir bölümünü bitkiler fotosentez ile kendi içlerinde kimyasal potansiyel enerji olarak depo ederler. Işık başka birçok kimyasal olaylardan da sorumludur {bkz. Fotoğrafçılık; Fotokimya, Kemiluminesans). Ayrıca bazı yapay ışık olayları, örnek olarak Flaş Lambası--(bkz.) kimyasal bir reaksiyona dayanır. Birçok ışık kaynağı ışıma yapan cisimlerden oluşur. Cisimler ya kızükor, ya ak-kor'a kadar ıstümalan, ya da başka bir. yolla, bir enerji ile uyarılmaları sonucunda ışıma yapabilirler. (Ayrıca bkz. Aydınlanma; Enerji Düzeyi; Laser; Luminesans). Işık enerjisi Fotoelektrik Hücre (bkz.) ile elektrik enerjisine dönüşebilir. Buna benzeyen başka bir olgu da «güneş pili» adını alan ışık enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren üreteçlerdir. Aydınlatma işlerinde kullanılan ışık ise Fotometri (bkz.) adını alan bilim dalının konusudur {bkz. Optik).
|